<

Web Summit Qatar 2026: Doha'dan Bir CTO'nun Not Defteri

Katar daveti kapıma bir referans zinciri üzerinden geldi. Uçağa iki sebeple bindim: bu davet zincirinin kendisi bir yana, içimde uzun zamandır biriken bir merak da vardı — Katar'ı haberlerdeki gökdelen fotoğraflarından değil, gerçek bir teknoloji pazarı olarak görmek.

Web Summit Qatar 2026, 1-4 Şubat tarihlerinde Doha Exhibition and Convention Center'da yapıldı. Rakamlar kâğıt üzerinde etkileyici: 120'den fazla ülkeden 30 binin üzerinde katılımcı, 1.600'ü aşkın startup, 800'den fazla yatırımcı, 400'den fazla konuşmacı. Startup kurucularının yüzde 47'sinin kadın olması ise kâğıt üzerinde kalmayan, salonda gerçekten hissedilen bir ayrıntıydı. Açılışta ülke liderliğinden kısa bir konuşma vardı; itiraf edeyim, o esnada zihnim zaten kendi ajandamdaydı, protokolden çok hangi standa önce gireceğimi düşünüyordum.

Her standın üzerinde aynı iki harf

Bu yılın yedi temasından biri AI Summit'ti ama dürüst olalım, diğer altısının üzerine de gölgesini düşürdü. Sports, Health, Marketing, New Energy, Government... Hangi sahneye girseniz konuşma üçüncü cümlede yapay zekâya bağlanıyordu. Standlarda durum daha da eğlenceliydi. Bir noktadan sonra kendime bir oyun icat ettim: tabelasında "AI" geçen standa girip tek bir soru soruyordum. "Modeliniz ne, veriniz nereden geliyor?"

Cevaplar iki kampa ayrılıyordu. Birinci kamp gözünüzün içine bakıp embedding'lerden, fine-tuning maliyetinden, latency bütçesinden bahsediyordu; ikinci kamp "arka planda hazır bir modele API çağrısı yapıyoruz" cümlesini yedi farklı biçimde söylemenin yolunu bulmuştu. Yanlış anlaşılmasın: hazır modelin üzerine iyi ürün kurmak da mühendisliktir, hem de zoru. Ama sunumdaki "kendi yapay zekâmız" ifadesiyle gerçekte yapılan işin arasındaki mesafe, bazen Doha ile İstanbul arası kadardı. On altı yıldır bu sektördeyim; "web sitesi yapıyoruz" diyen herkesin siteyi sıfırdan yazmadığını öğrenmem de epey sürmüştü vaktiyle. Aynı film, yeni jenerik.

Startup alley'de üç sahne

Yine de etkinliğin kalbi sahneler değil, startup koridorlarıydı. Doha Exhibition and Convention Center'ın o uçsuz bucaksız salonunda insan ilk yarım saat pusulasız geziyor; sonra bir ritim oturuyor. Standın önünde beş saniye durup kurucunun gözünün içine bakıyorsunuz, o beş saniyede iki taraf da karar veriyor: konuşacak mıyız, yürüyecek miyim? Dört günün sonunda aklımda üç sahne kaldı.

Birincisi: PITCH yarışmasını kazanan Kanadalı Plantaform. Fogponics denen bir yöntemle, yani bitkiyi toprakta değil besleyici sisin içinde büyüterek ev tipi akıllı sera üretiyorlar. Ne yapay zekâ cilası ne blockchain süsü; ölçülebilir bir problem ve çalışan bir cihaz. Standlarındaki demo cihazın içine telefonumla üç kere fotoğraf çekmeye çalıştım, üçünde de yansıma yüzünden kadraj bozuldu; sonunda kurucu gülüp camı kendi eliyle sildi. Jürinin de benimle aynı şeyi görmesi rahatlattı: hype yorgunluğu yalnızca bende değilmiş.

İkincisi: bölgede yatırım yapan bir fonun ortağıyla ayaküstü kahve sohbeti. "Yapay zekâ girişimlerindeki değerleme köpüğü sizi korkutmuyor mu?" diye sordum. Gülümsedi, telefonundan portföy şirketlerinden birinin gelir tablosunu açtı ve "Ben köpüğe değil, marja yatırım yaparım" dedi. O gün defterime yazdığım en kısa cümle buydu. Etkinlikten günler sonra açıklanan rakam da onu haklı çıkardı gibi: katılımcı startup'lardan 69'u toplamda 205 milyon dolar taze yatırım aldı, bunun 125 milyonu yapay zekâ ve makine öğrenmesi şirketlerine gitti. Sağlık teknolojileri alanında gördüğüm, uzaktan teşhis cihazı üreten küçük bir Katarlı ekip de aklımda kaldı; standları sade, ama gösterdikleri klinik veri seti gerçekten etkileyiciydi — bazı standlarda "kaliteli" derken kastettiğim tam olarak bu: gösterişten çok kanıt.

Üçüncüsü: Türkçe duymam için ikinci günü beklemem gerekmedi. Fintech bölgesinde iki Türk kurucuyla karşılaştım; biri Körfez'de kart altyapısı kuruyor, diğeri restoranlar için tedarik yönetimi yapıyordu. On dakikalık sohbet, yarım saatlik "İstanbul'da kim ne yapıyor" haritasına dönüştü; ayrılırken üçümüzün de telefonunda yeni numaralar, aklında yeni sorular vardı. Yurt dışındaki teknoloji etkinliklerinin yazılı olmayan kuralı: iki Türk mühendis karşılaşırsa üçüncü cümle mutlaka "siz hangi stack'tesiniz" olur. Oldu da.

Fuarın dışında kalan Doha

Dört günün hepsini salon içinde geçirmedim, geçirmemeye de özen gösterdim. Bir akşam Corniche boyunca yürüdüm; deniz tarafından bakınca West Bay'in gökdelen silüeti, özellikle gün batımında, telefon kamerasının HDR ayarını çıldırtacak kadar kontrastlı. Museum of Islamic Art'ı I.M. Pei tasarlamış; binanın geometrisi öyle net ki dışarıdan çekilen her kare kendiliğinden kompozisyon oluyor, ben de turist gibi otuz küsur fotoğraf çekip beşini beğendim. Souq Waqif'te bir akşam yemeğinde, aynı masada Portekizli bir tasarımcı ve Hintli bir veri mühendisiyle üç saat sohbet ettik; konu teknolojiden çok üçümüzün de çocukluğundaki ilk bilgisayara kaydı, en tatlı sohbetlerin gündemi genelde iştir zaten. Bir öğleden sonra da çöl safarisine katıldım; kum tepelerinde dune-bashing yapan aracın içinde telefonumu düşürmemek için tuttuğum pozisyon, muhtemelen o hafta çektiğim en komik fotoğrafın konusu oldu.

Ev sahibi ciddi, hem de çok

Katar bu organizasyonu bir vitrin olarak değil, bir teklif olarak kurgulamış. Qatar Investment Authority, Fund of Funds programını 2 milyar dolar daha büyüterek toplam taahhüdü 3 milyar dolara çıkardığını duyurdu; programa katılan yeni fonlar yapay zekâdan fintech'e uzanıyor. Üstüne kurucular ve üst düzey yöneticiler için 10 yıllık oturum programı, teknoloji şirketlerine ilk üç yıl için vergi ve harç muafiyetleri, Katar merkezli startup'lara ayrılan işlem gücü kredileri eklendi. Sahada 190'dan fazla Katarlı startup vardı; iki yıl önce bu sayının çok daha küçük olduğunu yerel kuruculardan dinledim. Amazon, Microsoft, Huawei ve TikTok gibi partnerlerin standlarındaki kalabalık da mesajı netleştiriyordu: Orta Doğu, teknoloji hikâyesinde figüran rolüne razı değil.

Kendi alanıma dönünce

Şunu da söylemeden geçmeyeyim: benim asıl uğraş alanım e-ticaret ya da yemek teslimatı değil; mobil uygulamalar, backend mimarileri, API tasarımı ve son yıllarda giderek daha çok yapay zekâ tarafı ilgimi çekiyor. Yine de görev icabı e-ticaret ve lojistik tarafındaki standlara da uğradım ve orada gördüğüm bir şey aklımda kaldı: kurye rotalama ve talep tahmini için kullanılan modellerin bir kısmı, yıllardır bu sektörde çözülmeye çalışılan klasik optimizasyon problemlerinin şık ambalajlısıydı. Asıl beni heyecanlandıran, bir yapay zekâ ajanının bir sistemin API'sini insan yerine "okuyup" karar verebilmesi fikriydi — bu, e-ticaretten çok daha geniş bir konu; herhangi bir platformun, herhangi bir servisin, yapılandırılmış veriyle konuşabilen bir ajana ne kadar hazır olduğu sorusu. O soruyu kafamda taşıyarak döndüm.

2027'de yine gider miyim?

Dönüş yolunda kendime sordum: bir dahaki sefere yine giderim mi, bir davetle değil bu kez kendi projemle? Cevabım evet, ama gerekçem birçok kişininkinden farklı olabilir. Beni asıl çeken sahne konuşmaları değil; koridorda karşılaştığım o sağlık teknolojisi ekibinin kanıta dayalı yaklaşımı, kahve kuyruğunda tanıştığım melek yatırımcının "köpüğe değil marja" diyen netliği, kuluçka programlarının erken aşama fikirlere gösterdiği sabır. Katar'da hâlâ olgunlaşmakta olan bir kuluçka ve melek yatırım ekosistemi var; İstanbul'daki kadar yoğun değil ama yönü net, kaynağı bol. Yeni bir proje fikrini test etmek, doğru ortağı ya da yatırımcıyı bulmak isteyen biri için önümüzdeki birkaç yıl bu fuarı takip etmeye değer diye düşünüyorum — özellikle sağlık teknolojileri, tarım teknolojileri ve enerji gibi "AI" etiketinin altında gerçek mühendislik saklı olan alanlarda. Salonun gürültüsüne değil, o gürültünün altındaki birkaç sessiz ekibe bakmak gerekiyor sadece.

Dönüş uçağında defterimi karıştırırken fark ettim: dört gün boyunca sahnelerden aldığım not sayısı, koridorlarda, kahve kuyruklarında ve çöl safarisi dönüşü minibüste aldığım notların yarısı kadar bile değildi. Konuşmaların çoğu birkaç hafta içinde videoya düşer, zaten düşüyor da. Ama yatırımcının tek cümlelik yatırım felsefesi, Katarlı kurucunun kendi pazarına dair içeriden anlattıkları, Türk girişimcinin "şu API'ye güvenme" uyarısı hiçbir videoya girmeyecek. Bu tür bir konferans biletinin gerçek karşılığı içerik değil; aynı problemi dert edinmiş insanlarla aynı koridorda yürüme, aynı masada gülme ihtimali. Bana bu şansı tanıyan girişimciye dönünce anlatacak çok şeyim var; onun projesinin bir sonraki adımlarını da yakından takip edeceğim. Katar ya da başka bir yerde, teknoloji ve girişimcilik üzerine konuşmayı her zaman severim; iletişim sayfam açık.

📅 Yayınlanma:  ·  Yakup Zengin